• Güncel Haberler

  • Hava Durumu


  

 GÜNE DÜŞEN GÜLMECE

 

 
 HEPİZİ ZUGGUM DUTA
 
Yaklaşan seçimler nedeniyle ilçenin genç kaymakamı merak içindedir. Acaba ilçede hangi parti daha çok oy alacaktır? İlçe bürokratlarından bir kaçını da yanına alan kaymakam bir dağ köyüne doğru yola koyulur.
 
Mevsim bahar, suların coşkun zamanı…
 
Köyün altından akan dere bir türlü geçit vermez. Kaymakam cep telefonuyla köy muhtarına sesini duyurur; muhtar gelir, misafirleri sırtlayarak teker teker sudan geçirir. Konuklar köy odasında ağırlandıktan sonra kaymakam muhtarı yoklar:
 
-Seçimlere de bir şey kalmadı muhtar, köylünün oyları bu sefer iktidara mı gider yoksa muhalefete mi?
 
Muhtar içini çeker ve başlar anlatmaya:
 
-Kaymakam bey bugün sizi sırtlayıp geçirdiğim dere var ya, geçenlerde ilçe merkezinden hanımlarla dönerken yine o su garşımıza çıhdi. Çaresiz sırayınan hanımları sırtlayıp öte geçeye geçirmem gerekdi. Böyük hanımı bırahdım, küçügü geçirirken “Efendi ne dersen, böyük hanım mı daha yüngül (hafif) yoksa ben mi? diye sormaz mı? Zaten burnumdan nefes
aliram, dedim ki "O ki, ikiz (ikiniz) de beni eşşek etdiz (etdiniz) dalıma (sırtıma) bindiz (bindiniz); seni de zuggum duta, oni da..”
 
                                                    
 
HANGİSİ?
 
Almanya’ya ilk giden hemşehrilerimizden birisi ülkemize gelirken, gümrükte Türkçe bilen Alman memur valizini kontrol etmektedir. Valizin bir tarafında seccadeler diğer tarafında viski şişeleri vardır. O zamanlar yurt dışından gelenler çevrelerindekilerin durumuna göre
hediye getirdikleri için durum biraz karışıktır. Memur seccadelerin ne iş yaradığını sorup öğrendikten sonra, tuhafına giden bu durum karşısında biraz düşündükten sonra yeniden sorar:
 
-İçip de mi kılıyorsun, kılıp da mı içiyorsun?”
 
VALLAH MENİM DEĞİL
 
İlköğretim okullarından birinde, öğretmen matematik dersinde öğrencilerden birini sözlüye kaldırarak ilk sorusunu sorar:
 
-Oğlum elini pantolonunun sağ cebine attın ve cebinden 50 milyon lira çıktı; daha sonra sol cebine attın 30 milyon lira çıktı. Söyle bakalım, senin şimdi neyin var?
 
Çocuk biraz düşündükten sonra, her tarafı yamalı ve cebi bile olmayan pantolonuna bakarak cevap verir:
         
-Öğretmenim vallah o pantol menim değil…
 
 
KİME NE OLACAK ?
 
 Gecenin geç saatlerinde gelen tıkırtıları duyan Gülember kocasını uyandırır:
-Galh ay kişi, galh... Ahurdan sesler gelir, öye (eve) oğrular (hırsızlar) girip aralarında danışerler (konuşuyorlar). Deyiller (diyorlar) ki ; geçiyi (keçiyi) kesip goyurak (kavuralım), arvadını da oynadıp farş (rezil) elliyek (edelim)...
 
Koca aldırmaz ve;
 
-“Gorhma (korkma) heçzat (hiçbirşey) olmaz” der. Gülember kızar ve söylenir:
 
-Helvet (elbet) senin ne vejine (umurunda); ne gelecekse geçiynen menim başıma gelecek...
 
                                     
YA DİYİRDİZ TREN CELMEZ?
 
 
Osmanlı Dönemi’nde ve Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, Erzurum-Kars Hattı’nda “Dar Hat” (Dekovil) denen bir tren yolu sistemi vardı. Ray genişliği, vagon ve lokomotiflerin büyüklüğü bugünkülerin yarısı kadar; taşıma kapasitesi de neredeyse dörtte biri kadardı. 1930’lu yılların ortalarında Sivas-Erzincan-Erzurum-Kars arasında modern raylar döşenmiş, istasyon binaları yapılmış ve bu arada Erzurum’a da bugünkü Gar Bina’sı inşa edilmişti. Ancak nedense tren seferleri gecikince, şehirde trenlerin hiçbir zaman gelmeyeceği yönünde bir kanaat ve buna yönelik dedikodular oluşmaya başlamıştı.
 
5 Eylül 1939 tarihinde ilk tren Erzurum’a gelir. Halk İstasyon meydanı’nda bunu kutlamak için toplanmıştır. Erzurum Belediye Başkanı kurulan kürsüde konuşmaya başlar:
 
-Ola ya diyirdiz tiren celmeeeez! Bak celmiş, düdücünü bile öttirir!..
 
 
GILMA DEYİRSEN GILMIYAH
 
Şemmet çayırda tırpan çekerken bir ara başını kaldırır güneşe bakar. Güneş tepesine dikilmiş, öğlen zamanı olmuştur. Kendi kendine söylenmeye başlar: -Ay Şemmet, indiye geder başın bir secdeye deymiyif, hele böyün bir namaz gıl, görek Allah gavıl eliyer mi? Sonra derede abdest alır, gelir göl başında namaza durur.
 
Başını secdeye koyduğu anda gözüne yerde dikili duran çöp batar. Bir yandan gözünü tutarken, başını göğe doğru kaldırır ve söylenir:
 
-Ay goca Allahım, gılma deyirsen gılmıyah, be gözümüze çöpü niye sohursan?
 
Derleyen: Azmi DEMİRCİ

 

                                     
                       

Tok olan herkesi tok sanır. Aç olan alemde ekmek yok sanır.

SEBAYİ

  • Atatürk Köşesi

Bookmark and Share Favorim Anasayfa Yap
  • Anket

  • Takvim